Reklam
Ahmet SARIKUŞ

Ahmet SARIKUŞ

BİZİMLE DALGA GEÇİYORLAR!

27 Ekim 2020 - 14:20

Hemen hemen her sabah, çalışma masama oturduğum zaman tarihte bugün neler olmuş diye bir göz atarım.
Bugünün tarihine baktığım zaman da 27 Ekim 1995 tarihinde Litvanya’nın Avrupa Birliği üyeliğine resmi başvuruyu yaptığını gördüm. Üzüldüm, düşündüm, araştırdım.
1995 yılında başvurusunu yapan Litvanya, bundan sadece 8,5 yıl sonra yani 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ye kabul edilmiş.
Litvanya bugün AB ülkesi, tam 16 yıldır.
3 milyondan bile az bir nüfusa sahip olan Litvanya sadece 8,5 yıl gibi kısa bir zamanda AB’ye kabul edilmiş de ‘Türkiye neden yıllardır AB’nin kapısından geri dönüyor’ diye düşünmemek elde değil.
Araştırmamda, AB’ye aday olan ülkelere de göz attım.
Adaylık süresi en uzun olan ülke ise tahmin edebileceğiniz üzere Türkiye.
Türkiye’nin Resmi Adaylık başvuru tarihi Nisan 1987, adaylık statüsü verilmesi ise Aralık 1999. Anlayacağınız, adamlar bizi aday olarak bile 12 yıl sonra kabul etmiş!
Diğer aday ülkeler arasında kıyaslama yapacak olursak; nüfusa göre, iş gücüne göre, askeri ve siyasi güce göre Türkiye’nin diğer ülkelerle kıyaslanması söz konusu bile değil.
Allah’a şükür her yönden o ülkelerden çok fazla artılarımız var.
Ancak AB’ye üye olmak için bunların çok da bir hükmü yok.
Var ama yok!
Bakınız, bundan 20 gün kadar önce (6 Ekim 2020) AB, Türkiye hakkında bir rapor yayınladı.
Açıkladıkları İlerleme Raporu'nda; Türkiye'nin demokrasi, insan hakları ve hukuk alanında gerilediğini belirttiler.
Rapora cevapsa Dış İşleri Bakanlığımızdan geldi. Bakanlık, "2020 yılı Türkiye Raporu bu sene de AB'nin ön yargılı, yapıcılıktan uzak ve çifte standartlı yaklaşımını yansıtmaktadır" ifadelerini kullandı.
Ben kısaca AB’nin gerçekten savunucusuymuş gibi yaptığı ama aslında hiç umurunda olmadığı insan haklarından kısaca bahsetmek istiyorum.
Hepimizin malumu AB’nin insana verdiği değer!
O kadar çok değer veriyorlar ki; kendilerinden başka hiç kimse umurlarında bile değil.
İnsanlar Orta Doğu coğrafyasında, kanlar içinde kalırken, çocuklar mezara girerken, kolunu bacağını atılan bombalarla kaybederken; onlar ise petrolün derdine düşüyor!
Afrika’da insanlar su bulamazken, açlıktan ölen çocuğun başında akbabalar beklerken, çocuğunu emzirmek isteyen annenin sütü gelmezken; onlar Afrika topraklarında bulunan pırlantanın, elmasın, petrolün derdine düşüyor!
Ey AB, açıklamalarınızda bari biraz tutarlı olun!
Suriye’deki savaştan kaçan insanları Türkiye’nin kabul etmesi durumunda, maddi destek vereceğinizi açıklamadınız mı?
Sonra sözünüzü tutmadınız, olan bizim ekonomimize oldu!
Milyonlarca insan, Türkiye’deki iş gücünden yararlanıyor. Olan bizim vatandaşımıza oluyor!
Tek düşünceniz şu: Aman, Türkiye bu insanları bizim ülkelerimize göndermesin, orada ne halleri varsa görsünler!
Peki, siz şimdi bunca mülteci Türkiye’de bulunurken ve bazıları vatandaşlık bile almışken Türkiye’yi AB’ye alır mısınız?
Sizin, bizim ülke vatandaşlarımıza tahammülünüz yokken onca mülteci riskini göze alıp Türkiye’yi AB’ye kabul etmenize ihtimal dahi vermiyorum.
AB-Türkiye ilişkilerinden benim anladığım şu; adamlar bizimle resmen dalga geçiyor!
İzlanda’nın yaptığı gibi bizim de müzakere sürecini dondurma vaktimiz geldi de geçiyor bile!

YORUMLAR

  • 0 Yorum